top of page

HAYAT BAŞARISI İÇİN ZEKÂ DEĞİL ÇABA



Sanılanın aksine okul başarısının, sınavlardan alınan puanın, bitirilen okulun, sahip olunan sertifikaların ve en önemlisi de zekâ düzeyinin, hayat başarısında zannedildiği kadar büyük ve tek başına etkisi yoktur. Zekâ ve hayat başarısı arasındaki ilişki oldukça düşüktür.

Başarılı bireyler incelendiğinde, ismi bilindik bir okuldan mezun olunmasının, zekâ testi puanının veya çoğunlukla kıyaslama sebebi olan diğer niceliksel değerlerin değil; düzenli olarak küçük adımları ısrarla sürdürmelerinin kendilerini başarıya ulaştırdığı görülmektedir.

Çabuk pes eden, hatalarından ders alarak ilerlemeyen; sadece zekâsına, mezun olduğu okula, sahip olduğu ölçülebilir maddi değerlere veya aileden getirdiği imkânlara göre hareket eden, her şeyi bildiğini düşünen ve öğrenmeyi erken bırakan, yardım almadan kendi başına her işi yapmakta inat eden bireylerin ise kısa sürede başarılıymış gibi gözükse bile uzun vadede gerçek başarıyı yakalayamadıkları görülmektedir.

Zekânın hayat başarısındaki rolünü olduğundan önemli görmek yerine çabayı, emeği, çalışmayı yüceltmeliyiz.

Özgün Ergin

Uzman Psikolog


~ ~ ~


İş Arayan Yeni Kuşak

Ülkemizde genç işsizliği yüksek.Aslında birçok ülkede de oranlar farklı olmakla birlikte yüksek. Zannediliyor ki yeni iş olanağı yaratılmıyor.Hâlbuki birçok işe eleman bulunamıyor. Örneğin ben endüstri 5.0 mantığına göre katı model tasarlayacak makine mühendisleri arıyorum. Diyeceksiniz ki: “ Endüstri4.0’ı anlamamış özümsememiş mühendis endüstri 5.0’dan ne anlasın?” Endüstri 5.0’dan neyi kastettiğimi bir başka yazının konusu olarak ele almak sözü ile, bu yazıda meslek kazanıp çalışma ortamına atılan yeni kuşağı ele almak istiyorum.

1984 sonrası dünyaya gelmiş yeni kuşağa “bin yıl” kuşağı (millenial) kuşağı deniliyor(muş). Eski işverenler ya da bu yeni kuşağı çalıştıracak, onlara iş yaptıracak yöneticiler, onları: “Yönetmesi zor, ayrıcalık isteyen, bencil, işine odaklanamayan, kafasının dikine giden, tembel” olarak niteliyorlar. Ama bunların arasında “ayrıcalık isteyen” olmaları öne çıkıyor. Kendilerine “Hangi iş seni mutlu eder?” diye sorulduğunda, çoğunlukla “Bir amaca hizmet eden bir işte” çalışmak istediklerini söylüyorlar. Bu sağlandığında bile mutlu olamıyorlar. Bu duruma neden olarak 4 etken ileri sürülüyor: aileleri, teknoloji, sabırsız karakterleri ve ortam. Düşüncelerime uyanları, bunları anlatan bir söyleşiden alıntılarla anlatayım:

Aileleri bunlara “özel” olduklarını, hatta istedikleri her şeye sahip olabilecekleri pompalamış yıllarca. Birçoğu özel okullarda okumuşlar. Yüksek notlar verilmiş ama hak ettikleri için değil. Çok sık ödüllendirilmişler, sıradan başarıları için bile. Hayata atıldıklarında yetiştirilirken kendilerine söylenen ve yapılanların “hikayeden” ibaret olduğunu görünce ilk şoku yaşıyorlar. Eh ne de olsa terfileri artık ana babalarından almıyorlar. Böylece kendilerine güvenleri darmadağın oluyor.

Teknoloji, sosyal medya ile bu kuşağı bağımlı yapmakta. İzledikleri sosyal medya ortamında sahte durumlar yaratıyorlar kendilerine. Kendilerini güçlü sanıyorlar,bilgili sanıyorlar ama değiller; deneyimli zannediyorlar ama değiller. Bir şeyi “yaptım” sanıyorlar ama daha ne istendiğini bile kavramamış oluyorlar. Sosyal medyada beğeni almanın yarattığı hazza tutkun oluyorlar. Hayattaki başarılarını kaç beğeni aldıkları ile ölçüyorlar. Beğeni almak, insanda dopamin salgılanmasına neden olur. Tıpkı alkol almak, sigara içmekte olduğu gibi. Ve bağımlılık yaratır.

Ergenlik çağında ailelerinin ortamından ve onayından arkadaş çevresine transfer olan ve onların onayları ile bir doğrultu bulmaya çalışan gençler, dopamin ihtiyacını beğenilerden karşılamaktalar. Beğeni almayanlar diğer yollara başvuruyorlar ne yazık ki. Ama arkadaşlıkları yüzeysel kalmakta ve bir bocalamada danışacak, sığınacak yer olarak sosyal medyayı görmekteler. Bir arkadaş veya iş toplantısına katıldıklarında bir gözleri hep telefonlarında oluyor.

İş hayatına atılana kadar her istediklerini o veya bu internet sitesinden sipariş edip ertesi gün alıvermeye alışmanın getirdiği bir sabırsızlıkları var. Bu nedenle iş tatmini ve güçlü arkadaşlık ve eş ilişkileri olamıyor. Çünkü sabırları yok. Beceri ve deneyim elde etmek, yetenek geliştirmek, bir “app” indirerek olmuyor. Uzun çalışma gerektiriyor ama buna sabırları yok. Bu nedenle depresyona girenler veya intihar edenler de oluyor.

İşte böyle bir kuşağa başarılı bir iş yaptırmak çok zor. Üstelik onları değerlendirmede artık formüllere, sayılara bağlanmışken. Çalıştıkları yerlerde onlara hiç yardımcı olmuyor. Hâlbuki aileler tekrar daha iyisini yetiştirene kadar, eldeki çalışanlar bu ayarda olacak.O zaman çalıştıkları yerlerinde onlara yardımcı olmaları gerek.

Evet; cep telefonunu işe geldiğinde sekretere verecek, işine ve iş arkadaşları ile diyaloğa koyulacak, böylece fikirlerin bir diğerine tetiklemesi ile başarılı tasarımlar ortaya çıkartacak makine mühendisleri varsa bana başvurabilirler. Az sayıda insanla çok başarılı işler yapma hedefi nedeniyle yerler kısıtlıdır. Acele edin…


Ali Akurgal, Herkese Bilim Teknoloji Dergisi, 126. Sayı – 24 Ağustos 2018


2 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page